Meryem Aybike Sinan

 
Malatya ilginç bir kenttir... "Velisi ve delisi bol bir şehirdir" denir halk arasında. Şehirde deli çoktur derken aklınıza öyle tımarhanelik deliler de gelmesin hemen! Bu söz ile tavır ve davranışlarıyla uç noktalarda yaşayan insanlar kastedilse de doğruluk payı da vardır.
Malatya’ya gidenler bilirler. Şehirde “Mercedes Kadir” lakaplı bir adamcağız vardı. Üç metre uzunluğundaki bir sırığa biner gibi yapar tıpkı motorlu taşıtlar gibi yollara çıkarak şehri bir baştan bir başa dolaşır ve bindiği bu sırığa da “Mercedes” derdi. Sırığın tepesine de Türk bayrağı ve arması asılıydı, bunun da altını çizelim. Ayrıca arabasının plakası da “44 MK 44” idi. Mercedes Kadir hem yerli hem de millî idi yani. Bu sırıkla sanayiye gider, güya araba bakımı yaptırırdı!
Allah, insana ruh ve akıl noksanlığı vermesin...
Bu gariban önceki gün vefat etti. Ve Mercedes Kadir’in ölümü sosyal medyada TT oldu! Şehrin belediye başkanı, milletvekilleri, anlı şanlı isimleri üzüntülerini bildirdiler. Hasılı Malatya, "delisini" de gerçekten çok "fiyakalı" uğurladı!..
Bu ölüm, bana çocukluk yıllarımdan kalan tülümsü bir hatırayı hatırlattı... Sanıyorum ilkokula gidiyordum. Malatya’da neredeyse bir metre karın olduğu soğuk bir kış gecesinin sabahında evde bir koşuşturma olduğunu anlayınca ben de uyanmış ve o olaya şahit olmuştum. Bizim bir misafir odamız vardı. Orada 25-30 yaşlarında birisi oturuyordu. Titriyordu. Annem sobayı yakmış, önüne bir de kahvaltı koymuştu. Babam kendisiyle konuşmaya çalışıyordu. Rahmetli babam, sabah namazlarını mutlaka camide kılardı. Camiye giderken, tavırlarından “deli” zannettiği bu adamcağızı sabahın beşinde karlar arasında öylece dururken görmüş. Donmak üzere olan bu adamı kolundan tuttuğu gibi alıp eve getirmiş… Bir anda eve yayılan o berbat kokuyu uzun yıllar geçse de  unutmadım!
Kahvaltısını yaptıktan sonra sıcağın da etkisiyle hafifçe gözleri kapanmış öylece uyuyakalmıştı. Babam üzerini battaniye ile örtmüş ve hepimizi odadan çıkarmıştı. İkindiye kadar uyutmuş sonra da belediye zabıtaları gelip almışlardı...
Şimdi bu devirde hiç kimse bu tavrı, merhameti ve olgunluğu göstermezdi diye düşünüyorum. Ama belki de bu Malatyalılara has bir tavırdı. Delilerine sosyal hayatta itibar gösteren bu ilginç şehirde bir de namı almış yürümüş Mercedes Kadir gibi başka başka deliler de oldu…
Mesela, Şorrikli Yaşar… Ağızdan akan salyaya Malatya’da “Şorrik” denir. Deli Neco, Azzet Bacı, Mısto Dayı, Onyedili, namıdeğer Zülküf Dayı, Haceli, Gız Mahmut, Deli Faro…
Her birinin öyle ilginç hikâyesi var ki...
 
“De Mele, Hele Gıdik!”
lakaplı Deli Gaffar!
 
Deli Gaffar’ın komşusunun yan bahçesine bir gıdik (Keçi yavrusu) bağlanır. Bu yavru öyle çok bağırır öyle bağırır ki bizim deliyi canından bezdirir. Bir iki gün sonra bu yavruyu kesmek zorunda kalırlar. Deli Gaffar kesilmiş hayvanın başına koşup:
“De mele, hele gıdik!” dediği için lakabı da öylece kalır…
Akıl, ruh sağlığı yüce Allah’ın biz insanoğluna bahşettiği en büyük zenginlik. Her insan bir dünyadır. Bir dünyanın böyle bir viraneye dönüşmesi ise acı, elem ve hüzün verici bir hadisedir.
Bir şehir düşününüz ki kendi bağrındaki delisini sarıyor, sarmalıyor, onu ezdirmiyor ve bunu yaparken kimi zaman baş tacı yapıyor. Şehir, Mercedes Kadir’e her türlü özeni gösteriyordu. Öyle ki kendini iyi hissetsin diye polis memurları bile Mercedes Kadir’e trafikte sözde ceza yazıyor, önünü kesiyor ve onun ruh dünyasına iyi hissettirecek mesajlar gönderiyorlardı.
Malatya bir delisini daha kaybetti. Bunun için üzülen bir şehir... Mercedes Kadir’in nezdinde aklını yetirmişlere, dünyadan geçmişlere, dünyayı hiç etmişlere ve Malatya’ya selam olsun...