Meryem Aybike Sinan

 
Devletin en kritik görevlerinden birini ifa ediyor.
Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü gibi oldukça önemli bir görevi çok başarılı bir şekilde yürütüyor, bunun yanı sıra sanat, düşünce ve irfanla olan bağını kesmiyor.
Sanırım sağ kesimin kaybettiği en önemli sırlardan birisi tam olarak budur. Nezaketli, birikimli ve eskilerin deyimiyle gerçek bir münevver. Bağlama çalıyor, türkü söylüyor, felsefi ve edebî birikimiyle, konuşma üslubuyla farkındalığını hissettiriyor.  
Devlet mertebelerinde gönül istiyor ki Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın gibi gerçek münevverler ve kültür adamları görev yapsın. Çünkü yüreği ve aklı kültürle, edebiyatla, musikiyle ve irfanla tanış olan devlet adamlarının tarih boyunca yönetim tarzları isabetli, tutarlı olup, aldıkları kararlar vicdanidir, insanidir. Bu yönleriyle de milletin kalbinde daima iz bırakmışlardır. Devlet-sanat ilişkisi bu anlamda çok önemli ve değerlidir.
Nitekim sanatın uzun yıllara yayılan bir değeri vardır: Sanatın kullanım değeri, estetik değeri, manevi değeri, muhafaza değeri, prestij değeri, miras değeri vs. Dolayısıyla önemli bir devlet adamının, bir siyasinin sanatın bir kenarından tutması bile topluma katlanarak yansımaktadır.
Uzun yıllar önce Recai Kutan bir televizyon kanalında bir şarkı söylemişti öyle ki o gün bugündür o şarkı hâlâ en çok sevdiğim eser olarak muhayyilemde öylece duruyor:
“Güller arasında seni bensiz gören olmuş!”
Osmanlıda bir makama bir bürokrat atanacağı zaman adaylar içinde o makamı en iyi temsil edebilecek yeterliliğe sahip olmanın yanı sıra yukarıda bahsettiğim kültür, edebiyat, sanat ve musiki bilenlere öncelik tanınıyordu. Osmanlı kültür ve medeniyetine altın çağını yaşatanlar ise işte bu kimselerdi.
Aslında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da şiir albümleri olduğunu söylemem gerek. Belki de Türk siyaset tarihinde bu kadar güzel şiir okuyabilen bir başka siyasetçi yoktur.
Zirve sanatla hemhâl lakin insan istiyor ki valiler ve kendilerine bağlı taşradaki bürokratlar da böyle sanatla içli dışlı olsunlar. Maalesef bu konuda çok şanslı bir ülke olduğumuz söylenemez. Mesela bir şiir dinletisine, musiki konserine veya bir kültür söyleşisine gelip selamlama konuşmasını yapıp yani kendisini gösterip mekândan ayrılan çok vali gördük… Hasılı zirvenin ıtır kokulu rüzgârı, aşağıda poyraza dönüşüyor! Heyhat…
Neyse…
Sayın Kalın’ın beni en çok etkileyen icraatlarından birisi 2017 yılında bir ameliyat geçiren bağlama ustası Arif Sağ’ı evinde ziyaret etmesi olmuştu. Arif Sağ’dan bir süre bağlama dersi aldığından dolayı bu ziyaretiyle ahde vefalı bir duruş göstermişti. Bu nazik ve ince tavır, mahiyetini bilenler için ne kadar önemlidir oysa …
Senlik benlik davasından geçip bir üst zaviyeden hayata, millete bakabilen, sanatı böylesine içselleştiren, türkü söylemenin ayrıcalığını ve erdemini yaşayan Sayın Kalın’dan pek çok türkü dinledim. Türkü söylemek gerçekten de çok önemli bir meziyettir. Sanırım türkü söyleme meselesini bir şiirinde en güzel Yavuz Bülent Bâkiler anlatmıştır:
“Bir kınalı türküdür dilim Türk'ü söyleyen
Bu Sivas türküsü, bu Kars, bu Eğin..."
Sayın Kalın’ın bağlamayı eline alıp Neşet Ertaş Ustadan söylediği eser, önceki gün dijital medyada yayınlandı ve büyük beğeni topladı. O türkünün bir dörtlüğüyle sözlerimizi bitirelim:
“Kalpten kalbe bir yol vardır
Gözüne görünmez sırdır
İkimizin kalbi birdir
Sen benimsin, ben seninim…”