Meryem Aybike Sinan

 
Bir milleti ayakta tutan en önemli amil nedir?
Hiç şüphesiz millî birlik, beraberlik, şuur ve ülküsüdür. Bugün dünyada bağımsızlığını kaybedip, işgal edilen ne kadar ülke varsa neredeyse tümünün ana nedeni halkın birbirine düşüp cebelleşmesi ve ortak bir şuurla hareket edememiş olmasıdır.  
Bugün Suriye halkının içine düştüğü aczin en büyük sebebi işte bu ayrılık gayrılıktır. Millî şuurdan yoksunluktur. Millet olamamaktır. Şiddettir, öfkedir, basiretsizliktir, ölçüsüzlüktür, öngörüsüzlüktür…
Orta Doğu toplumlarına has bu içten içe çürüme, içten içe kutuplaşma ve birbirlerine yabancılaşma sendromunu görüyorum ki bizim ülkemizde iyiden iyiye palazlandırmak isteyen bazı ahmaklar ve aymazlar mevcut. Maalesef bu ahmaklar kendi çevrelerinde hallice bir şan şöhrete ve nüfuza da sahipler!
Çok yazık…
Bu korona günlerinde bile birkaç cepheden birbirlerine diş bileyen kesimlerin farkında olmadıkları şey ise bu durumun ülkeyi zayıf düşürdüğü, düşmanın ekmeğine yağ sürdüğü, halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği gerçeğidir.
Dünya çok enteresan bir zamana evrildi. Yarın ne olacak kabilinden pek çok endişemizin olduğu şu günlerde birisi darbe çığırtkanlığı yapıyor, öteki çevresindeki komşularını düzinelerce öldürmekten söz ediyor, beriki sokağa davet ediyor…
Allah’tan bu akıl ruh sağlığını yitirmiş güruhu halkımız pek ciddiye almıyor. Bu fitne fücur taifeye karşı Anadolu irfanı galebe çalıyor. “Türk İslam Ülküsü” kitabıyla bize bir deniz feneri olan merhum Seyyid Ahmet Arvasi Hocamız yıllar önce bu kabil durumları bakınız nasıl yorumlamış:
“Bir ülkede değerler 'ikizleşince' kadroların da ikizleşmesi ve çatışması mukadder olur. İşte düşman, bu noktada aktivitesini arttırır. Ülkenin ve milletin 'Parsellenmesi' için beynelmilel güçleri harekete geçirir...
Tarihine, kültürüne, bayrağına, devletine ve milletine yabancılaşmış nesiller ve kadrolar teşekkül etmişse, bizi biz yapan millî ve mukaddes değerlerimize alenen tecavüz edilebiliyorsa, devletin ve milletin bütünlüğüne yönelen eylemler pervasızlaşmışsa, bunları sadece sosyal değişmelerin tabii sonuçları olarak yorumlamak mümkün değildir; ihanetle, kendini sosyal değişmenin sancıları ile maskeleyemez..."
Bu sözleri tasdik edercesine stratejist Abdullah Ağar, önceki gün sosyal medyada şunları yazdı:
Siz hiç 'İç savaş-iç çatışma' gördünüz mü? Akılsızlar, beyinsizler, ahmaklar! İç savaş 'Sadece Tek Bir Tarafı' yakmaz. Devleti yakar, istikrarı yakar, geleceği yakar, insanları ve insanlığı yakar, HERKESİ ve HER ŞEYİ YAKAR! Sonra da gelir başkaları çöker. Ahmaklar!..”
Maalesef milletin millî birlik ve beraberliğine yönelik yıkıcı tutum ve davranışları serdeden kişiler, siyasal tutumları nedeniyle görmezden gelinmektedir ki bu son derece yanlıştır. Bu durum hepimizi derinden yaralamaktadır. Hangi kesimden olursa olsun bu tiplere fırsat verilmemelidir. Siyasal iktidarlar, partiler, kişiler gelip geçicidir lakin devlet bakidir!
Arvasi Hoca'nın söylediği gibi milletin millî bütünlüğüne yönelik eylemler pervasızlaşmışsa bunun önü ivedilikle alınmalıdır zira yarın çok geç olabilir. Nitekim hiç kimse bu devletin millî bekasını tehlikeye atamaz, halkı kin ve nefrete teşvik edemez, tarihî şahsiyetleri aşağılayamaz…
Bu milleti bütün dünyada böylesine farklı kılan, genetik kodlarındaki iman, ahlak, millî şuur ve fazilettir. Bu millete Hun, Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı gibi sayısız imparatorluk devletleri kurduran sır da bu kodlarda gizlidir. Birileri ısrarla bu şifreleri yok etmek, Türk milletini birbirleriyle çatışan bir yığına dönüştürme sevdasındadır!
Ve biz bu pervasızlığın farkındayız!