Meryem Aybike Sinan

 
Kırım’ın ilhakı sorunu gündemdeki yerini ve önemini koruyor.
Rusya ne kadar Kırım’ın ilhakını unutturmaya ve bu işgal girişimini sözde “demokrasi” kılıfı ile izah etmeye çalışsa da bütün dünya biliyor ki bu bir işgaldir, Rusya’nın zorbalıkla, güç kullanarak haksız bir şekilde el koymuş olduğu kadim bir Türk coğrafyasıdır.
Ukrayna, Kırım’ın ilhakıyla ilgili olarak dünyada çok ciddi anlamda bir diplomasi faaliyeti yürütüyor. 7 Aralık’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, gündemine "Kırım İşgalini” alarak toplandı ve 63 ülkenin kabul oyuyla aldığı kararla, Rusya Federasyonunun bütün askerî güçlerini işgal ettiği Ukrayna topraklarından çekmesini istedi. Oylamada 62 ülke çekimser kalırken sadece 17 ülke Rusya’nın yanında durdu.
BM Genel Kurulu'nda “Bu işgal hareketi tanınmamaktadır ve Rusya’nın Ukrayna’ya ait topraklara uçak, füze rampaları ve nükleer silahları transfer etmesi endişe ile takip edilmekte, Rusya’nın işgal ettiği bu topraklarda, Ukrayna’ya ait askerî endüstri şirketlerini kullanması kınanmaktadır” dendi... BM hiçbir bağlayıcılığı olmayan bu kararları alırken, bu kararların aynı zamanda dünya kamuoyunun da görüşlerini yansıttığının altı çizildi.
Peki şimdi ne olacak?
Geçtiğimiz günlerde Rus basınına konuşan Kırım'ın sözde Başbakanı Sergei Aksenov; "Yarımadanın ilhakı" ile ilgili sorulara şu enteresan cevabı vermiş:
- "Herkes için eski ve sıkıcı bir şarkı olduğuna inanıyorum!" 
Kırım, zaman geçtikçe eski ve sıkıcı bir şarkıya mı dönüşüyor gerçekten?
Kırım, Rusya için hayati öneme haiz bir yarımada ve bu toprakları elinde tutmak için ne gerekiyorsa yapacak gibi görünüyor. 1944 sürgününden vatanına geri dönebilen Kırım Tatarları da Kırım’da görülmedik zulme maruz kalıyorlar zira son bir yıl içinde sayısız Kırım Türkü, sebepsiz tutuklandı veya aniden ortalıktan kayboldu veya bir süre sonra ilginç bir şekilde ölü bulundukları basına yansıdı.
Ukrayna ile olan ilişkilerimizin en önemli ortak noktası da hiç şüphesiz Kırım! Türkiye ve Ukrayna arasında yakın iş birliği her geçen gün biraz daha artıyor.
BM kurulu kararına Ukrayna ve Türkiye’nin yanında destek oyu veren bazı ülkeler Macaristan, İtalya, İsrail, Japonya, İspanya; Ret oyu veren ülkeler arasında Çin, Ermenistan, İran, Sırbistan, Suriye ve yazık ki Kırgızistan vardı! Çekimser kalan ülkeler arasında ise Kazakistan da bulunuyordu!
Peki Türk Diasporası Kırım konusunda neden çekimser? Mesela KKTC de Türk Keneşi ülkeleri tarafından henüz tanınmış değil! Gönül elbette diliyor ki Türk Keneşi ülkelerinin tek bir diasporası olsun ve ortak hareket edilsin lakin somut gerçeklerimiz buna izin vermiyor yazık ki!
Bir önceki kurulda ret oyu veren Kazakistan, bu yıl çekimser kaldı lakin seneye de Türkiye’nin yanında yer alacağını ümit ediyoruz. Evet zamana ihtiyacımız var, sabırla, inatla, heyecanla o “kutlu gelecek” için bütün kardeş ülkeler arasında merhum Gaspıralı’nın “Dilde, işte, fikirde birlik” ülküsünün çok uzak olmayan bir gelecekte tesis edileceğine inancımız tamdır.
Bu kardeş ülkelerin içinde bulundukları sosyo-kültürel, ekonomik ve stratejik gerçekleri göz ardı etmeden ilişkilerin ve safların sıklaştırılmasında herkese, hepimize önemli görevler düşüyor. Bu süreçte suçlamadan, empati ve sempatiyle kardeş ülkelerle ortak bir aralıkta buluşmanın yegâne zeminini bulacak ve buluşacağız. O kadim şarkılarımız elbette yarım kalmayacak!
Kırım için elin adamı, “eski ve sıkıcı bir şarkı” diyor!
Biz de diyoruz ki:
Kırım, Türk milletinin hiç bitmeyecek şarkısıdır ve o şarkıyı bir gün hep birlikte söyleyeceğiz!