Öcal Uluç

5-1’lik utanç verici skor hezimeti, ama ondan daha vahimi; sahada ne yaptığını bilmeyen futbolcularla dolu bir takım ve futboldan başka her şeye benzeyen oyun!..

 
Galatasaray’ın “çiçeği burnunda başkanı” Burak Elmas ile Galatasaray’ın hocası Fatih Terim, “el ele ve gönül gönüle” Galatasaraylılara “takımlarına giydirdikleri ‘kapkara’ formalara uyan ‘kapkara’ bir gece” yaşattılar; hem de “Ahı gitmiş vahı kalmış” bir PSV önünde; yazıklar olsun!..
Çok açık olarak görüldü ki, Fatih Hoca’nın “geçen sezon, takımından, futboldan çok, ‘düşman ilan ettiği’ kulübün başkanı ile uğraşmaya başlaması” ile başlayan “sportif çöküş” devam ediyordu!..
Bu sezonun başında da, “geçen sezonun aksine, ‘yeni başkanı ve yönetimi korumaya almak için’ çabalamaya başlaması” ile gene ortaya çıktı, “olumsuz” süreç… Sonuç; “5-1’lik ‘utanç verici’ skor hezimeti” ama ondan daha vahim; sahadaki “ne yaptığını bilmeyen futbolcularla dolu” bir takım ve “futboldan başka her şeye benzeyen” oyun!..
Yeni Başkan, “özürler dileyerek” seçim öncesi verdiği “transfer sözlerini tutamadığını” üzülerek söylerken, “kendine ‘onu koruma görevi’ yazan” Fatih Hoca 10 Temmuz’da ne diyordu; “10 tane transfer yapsak da, PSV maçının garantisi yok!..”
Maçtan bir gün önce ise; “Ortak akılla hareket ediyor, üç yıllık bir projeksiyon düşünüyoruz. Sosyal medyada yapılanlardan da üzüntü duyuyoruz. Hangi takım olursa olsun, kimseden korkmuyoruz. Biz Galatasaray’ız, buradayız. Umarım kazanan, iki maç sonunda turu atlayan biz oluruz!..”
Amma...  “Sahaya öyle bir 11 ile çıkıldı” ki… Maçı beraber seyrettiğim oğlum Özhan, ilk yarım saat dolar ve “sakarlıklarıyla ün salan” Marcao ve Luyindama’lı 3’lü savunmadan vazgeçilirken, dedi ki; “Kaleci Muslera bir tarafa, ‘defans torbası / orta saha torbası / hücum torbası’ olarak 3 torba yapılsa ve bu torbalara kadroda bulunan o bölgelerde oynayan oyuncuların isimleri yazılı fişler konulsa ve maçtan önce soyunma odasında bu torbalardan 3-5-2 sistemine göre fişler çekilse, kurulacak takım, herhalde sahaya çıkan bu takıma fark atar, çok daha faydalı olurdu” dedi… İşte PSV maçındaki hazin dramı anlatan bir taraftar yorumu!..
“Üç yıllık yeni projeksiyon düşünüyoruz, Galatasaraylılar sabırlı olsun” diyen Fatih Hoca’m, sana soracaklardır, Galatasaraylılar:
“Kaç yıldır Galatasaray’ın başındasın, üç yıl daha istemek ve ‘Sabredin’ demeye hakkın var mı? Bunca yıldır, bu takıma ‘taç atmayı, geriye, hele hele kaleciye verilen pasların, üstelik  önde hızla basan bir takıma karşı hiç ama hiç yapılmamasını mı öğretemedin de, üç yıllık projeksiyonda mı öğreteceksin? 1 dakika 36 saniyede yenilen golün başka bir izahı var mı ve de şikâyet etmeye hakkın var mı?
Kendine bir sor; “Acaba,  Türkiye’de ‘kendi takımı taç atarken bunca gol yiyen, dahası, geri paslarda da bir o kadar gol yemekten geri kalmayan’ bir başka takım var mı, Galatasaray’dan başka?..”
Bak Hoca’m, PSV’den ve tarihinden bahsettin; “stadın soyunma odalarından çıkarken görülenlerden söz ediyorsun”, insaf, Hoca’m, insaf; sanki Galatasaray’ın müzesine hiç gitmemiş gibisin; yazık…
Sen de biliyorsun ki, “bugünkü PSV ile” anlatmaya çalıştığın PSV arasında dağlar kadar fark var!
Senin takımın Süper Lig’i “şampiyon” Beşiktaş ile “puan puana bitirdi” ve “iki gollük bir fark ile” şampiyonluğu kaybetti.
PSV de “lig ikincisi” oldu ama birinci Ajax’ın 88 puanına karşı 72 puan alabilmişti, ancak. Dahası; “transfer piyasasında olan iki ‘en iyi futbolcusu’ da” takımda yoktu!..
Futbol bir yana, “Onlar koştu, topu alan soluğu Galatasaray kalesinde aldı, 4-5 defans oyuncumuzun ortasından geçip goller attılar” ne yazık ki, bizimkiler seyretti…
Attığımız gol dışında, doğru dürüst bir hücum yapamayan, rakip kaleciyi yere yatıramayan bir Galatasaray vardı sahada, “Özür dile Hoca’m”, bir defa da özür dile, “Suç bende” de!..
Ve de… “üç yıllık projeksiyon” vaatleriyle de “kendine güldürme!..