Uluç Market

Öcal Uluç

Marcao dehşeti için ‘Tek sıkıntı canlı yayında ekrana gelmesi’ diyen Galatasaray Başkanı’na soruyorum; “Canlı yayında olmasa, sıkıntı olmayacak mıydı” yani?..

 

Galatasaray Başkanı Burak Elmas “Bu bir aile meselesidir. Tek sıkıntısı canlı yayında ekrana gelmiş olmasıdır. Oyuncumuz zaten bu konuda gerekli açıklamayı yaptı. Biz teknik direktörümüzle, takım kaptanlarımızla görüşerek aile içinde gereken cezayı vereceğiz. Başka kimse Galatasaray üzerinden racon kesmeye, reyting kasmaya çalışmasın. Bunu yapmayı çalışanları şiddetle uyarıyorum” demiş…
“Galatasaray Başkanı’na ‘düşman’ diyen Teknik Direktör ile ‘göreve başlar başlamaz sözleşme yaparak’ Galatasaray Başkanlığı’na ‘büyük bir leke süren’ başkan olarak Galatasaray tarihine geçecek olan” Sayın Burak Elmas…
“Racon kesme / reyting kasma” gibi çirkin iddialarınızı “zatıalinize aynen iade ederek” diyorum ki; “O kadar çok hata yaptınız ve bu açıklamanız ile yapmaya devam edeceğinizi gösterdiğiniz ki, bunun için bir gazeteci ve ‘Galatasaray’a gönül vermiş’ bir TC vatandaşı olarak rica ediyorum; lütfen her sabah aynaya bakarak kendinizi uyarınız, ‘bu konularda çok haklı eleştirileri yapan ve sizi uyaranları’ değil!..”
Çok yazık, “yapılan uyarı ve eleştirilerin, Galatasaray toplumunun büyük çoğunluğunun görüş ve beklentileri olduğunun bile” farkında değilsiniz, “böyle” Galatasaray Başkanlığı olur mu?..
Dahası, “aile” dediğiniz, “siz yöneticilerin, teknik direktörünüzün, takım kaptanlarınızın” da ötesinde, hatta Galatasaray camiasından da öte, “bu çirkin olay” büyük çoğunluğu “spora aşık ve düşkün” milyonların ve “Olaya, ‘Türk Millî Takımı’nın oyuncusu dünyanın gözünün önünde takım arkadaşı Brezilyalıdan meydan dayağı yedi” diye “haklı olarak” üzülenlerin de meselesidir!..
Sayın Burak Elmas, “19 Mart 1974’te doğduğunuz zaman” ben “30 yıllık Galatasaraylıydım” ve de 19 yıldır “Galatasaray” yazıyordum…
Öyle bir “ahkâm keserim” ve de “keseriz” ki ve “buna öyle çok hakkım ve hakkımız var” ki, sizin uyarınız (!) bana ve benim gibilere, özellikle “görevlerini yapan” basın mensuplarına vız gelir!..
Ne demektir, “bu çirkin ve dünya spor saha ve salonlarında benzeri hemen hemen hiç görülmemiş olan” ahlak travması tablosu için “Tek sıkıntısı canlı yayında ekrana gelmiş olmasıdır” açıklaması?..
Vay canına; “canlı yayında olmasa, sıkıntı olmayacak mıydı” yani?..
Bu sözlerinizin, “Sporun ana dallarının tamamını, sporun dürüstlük / ahlak / sevgi / kardeşlik / takımdaşlık ilkeleri ile beraber Türkiye’ye getiren” Galatasaray Kulübü’nü kuran Ali Sami Yen ve arkadaşlarının kemiklerini sızlatacağının bile farkında değilsiniz, herhalde, Sayın Elmas…
Bakınız, “aslında uyaracağınız bir kişi” var; Galatasaray “birinci kaptanı” Muslera!..
Marcao, Kerem’e bir yarım sahanın ortasından, öteki yarım sahanın ortasına kadar koşarak kafa - yumruk - tokat atıyor; Marcao’nun saldırısından Kerem’i kurtarmak için, başta Diagne olmak üzere Galatasaraylı… Ve de Giresunsporlu, evet Giresunsporlu futbolcular koşuyor, araya girmeye çalışıyorlar… 
Galatasaray Kaptanı Muslera, “sporu, ahlakı, takımdaşlığı, kulüp - takım - forma saygınlığını paspas eden” bu çirkin olayı kalesinin önünden seyrediyor; olacak şey mi?..
Bilmem, “Siz” ve Fatih Hoca’mız “uyardınız” mı, kendisini?.. 
Ve soruyorum, Galatasaray Birinci Kaptanı’na; artık “Kerem’in yüzüne nasıl bakacaksın ve de O, ‘Kaptanım’ diye sana nasıl güvenecek?..”
Bitmedi, “devamı” TV ekranlarında… “bu çok çirkin olayı, TV ekranlarında defalarca izleyen” ve de stüdyodaki koltuğunda geriye yaslanarak yorumlayan Nihat Kahveci kardeşimiz, “Bakın, Kaptan Muslera seyrediyor” diyeceğine… “Yedek kulübesinde oturan ve sahaya girerse, hakemden kart görecek olan ‘ikinci kaptan’ Arda’yı diğer yorumcuların ‘kart görür’ ikazlarına rağmen” üstüne basa basa işaret ediyor… Dahası, “Ben olsam sahaya girerdim” diye de övünüyor” ve de tekrarlıyor; “Girmeliydi”;  bravoooo!..
Saha içindeki “Birinci” kaptanı” görmeyen, anlı ve şanlı yorumcumuzun, “Arda (ikinci kaptan)’dan geçmişten kalan bir alacağı mı vardı” acaba?..