Hakem Odası

Ömer Faruk Ünal

Zekeriya Alp, sürpriz bir şekilde 29 Şubat 2012’da MHK Başkanı olmuştu.
Ve 16 Aralık 2014’te de kendi isteğiyle istifa etti.
Daha önce de istifa edecek oldu, ancak araya çok hatırlı isimler girmişti.
Bu görevi 34 ay dolu dolu yaptı.
Aradan dört buçuk yıl geçti.
Yeni MHK Başkanı Zekeriya Alp oldu.
Niçin Zekeriya Alp?
Beş yıla yakın süredir hiçbir kulüple, hiçbir siyasiyle, hiçbir TFF yöneticisiyle, hiçbir medya ile iletişim kurmamıştır.
Yani istifasından sonra, bu göreve gelmek için en ufak bir teşebbüsü olmamıştır.
Ben bu dört-beş sene içinde zaman zaman kendisini aradığımda, bu yönde bir arzu ve istek hissetmedim.
Son iki aramamda da; “Beni görev için kimse aramadı. Böyle bir niyetim ve düşüncem de yok” demişti.
Belki Zekeriya Alp gizli tutmak istedi, belki de son görüşmemize kadar gerçekten kendisini arayan olmamıştı.
Nihat Özdemir Federasyonu Zekeriya Alp konusunda isabetli bir tercih yapmıştır.
Bir göreve talip olmaktansa o göreve davet edilmek bence çok daha değerlidir.
1) Zekeriya Alp’in döneminde hakem kellesi kopmadı. Koparılacağı zaman da izin vermedi.
2) Hakem klasmanlarında ve tayinlerinde objektif kriterler esas alındı.
3) Sahada hakemin otoritesi ve saygınlığı esastı. Bunu sağlayamayan hakem, haftalarca dinlendirilmişti.
4) Hakemin eğitimi; birikimi ve kalitesi olan yabancı ve yerli insanlara emanet edilmişti.
5) Ücret almadan bu görevi yaptığı için çok özgür ve rahattı.
6) İş insanı ve sanayici kimliğiyle; hakemlerin mutluluğunu ve sıkıntılarını analiz eden profesyonel ölçümler yaptırtıyordu ve ona göre tedbirler alıyordu.
Zekeriya Alp, hiç hata yapmadı mı? Elbette yaptı...
Tayinlerde hatalar yaşandı.
Ama hatalarından ders çıkaran bir anlayışa sahipti.
Hakem camiasının ruhunu iyi bilen bir gazeteciyim. Camia da beni tanır ve bilir.
Hakemlerin yüzde 80-90 oranında istediği başkan Zekeriya Alp’ti.
Yeni MHK ile ilgili kısa ve net yorumum şu; siyasetin, kulüplerin, aracıların, iş dünyasının etkisi “sıfır” gözüküyor.

Çelik niye gitti?
21. haftadaki G.Saray-Trabzon maçı sonrasında Yusuf Namoğlu, 12 Şubat 2019’da MHK başkanlığından istifa etmiş ve yerine de Sabri Çelik bu göreve atanmıştı.
Zorlu bir 12 hafta onları bekliyordu.
Ç.Rize-G.Saray maçı çok yıpratıcı oldu.  Kamuoyu tayinden ve hakem performansından tatmin olmadı. Aslında medya genel olarak Sabri Çelik MHK’sını destekledi. Devam etmesini isteyenler çoğunluktaydı. Hatta 4 yıl görevde kalmaları bekleniyordu.
Benim anladığım, son 5 haftadaki performansları, yeni TFF’yi tatmin etmedi. Yeterli görmediler. Taviz vermediler. Radikal bir değişimi tercih ettiler.

Bu makamlar için değer mi?
Hakem camiası birbirini yakinen tanır.
Herkes herkesin zaaflarını, hobilerini, fobilerini bilir.
Hiçbir şey de gizli kalmaz.
Biraz zeki olan da bağlantıları, kanalları, kimin ne yaptığını çok rahat çözer.
Şu son 30 günde olan bitenlerin farkındayız.
Ziyaretler, telefonlar, ricalar... Açılan sosyal medya hesapları...
Cemiyetleri, aileleri, camiaları, kurumları; gıybet, dedikodu, iftira, çökertir.
Allah korkusu, kul hakkı endişesi olmazsa; maalesef insanlar da sınır ve izan kalmıyor.
Bakın, yarın yine yüz yüze bakacaksınız. Belki aynı kurullarda çalışacaksınız. Bu kadar gözünüzü karartmayın.
Kurul üyeliği, hakemlik, başkanlık her şey değildir.
Gücünüzü, itibarınızı buralarda aramayın.
Elli ve yetmişli yaşlar arasındaki bu insanların rekabeti, hırsı, ihtirası korkunç! Bakın, “iki 10 sene” sonra şu ana kadar MHK başkanlığı ve üyeliği yapmış olanların yüzde 90’ı toprak altında olur.
Kalan yüzde 10’a da Allah sağlık versin.
Bu işe maddiyat boyutundan bakanlara da seslenmek isterim.
Diyelim ki; dört sene kurul üyeliği yaptınız, 500 bin TL kazancınız oldu.
Hayatınızda alacağınız hatalı tek bir karar; bazen 500 bin TL’nin üstüne bir soğuk su içmenize sebep olabilir. Bu bazen avukat, bazen hastane masrafı da olur.
Gönül rahatlığınızı, sağlığınızı ve iyi dostlarınızı MHK ya da diğer kurulların koltuklarıyla değişmeyin!

Tatil notları!
Geçen hafta Dalaman, Göcek, Fethiye, Köyceğiz ve Seydikemer’de dolaştım.
Dalaman Havalimanı, Esenler Otogarı kadar canlı ve dinamikti.
Çok güzel ve bereketli bir memleketimiz var. Mahsul bol, turist çok.
Bu hafta İstanbul’a döndüm. Şimdi programda Erzincan ve Karadeniz var.