İstikamet

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

Kul hakkını, Allahın hakkından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günâhların affı güç ve azapları daha şiddetlidir.
 
İnsanların ve diğer mahlûkların hakları da bulunan günâhlardan kaçınmak, Allahü teâlânın hakkı olan günâhlardan kaçınmaktan daha önemlidir.
Bir kimseden haksız olarak alınan bir kuruşu, sâhibine geri vermek, yüzlerle lira sadakadan kat kat daha sevâbdır. Bir kimse, Peygamberlerin yaptıkları ibâdetleri yapsa, fakat, üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, Cennete giremez. (Mektûbât-ı Rabbâniyye c. 2, m. 66, 87]
Allahü teâlâ, tevbe edilince, bütün günâhları affediyor da, kul haklarını affetmiyor. Kul haklarını, Allahü teâlânın haklarından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günâhların affı güç ve azâbları daha şiddetlidir. Başkalarının haklarını yiyenler, hak sâhibleri ile helâlleşmedikçe affa uğramazlar. Yanî üzerlerinde kul veya hayvân hakkı bulunanları, Allahü teâlâ affetmez ve bunlar Cehennem’e girip, cezâlarını çekeceklerdir. Onun için herkese karşı iyi davranmalıyız. [Abdülğanî Nablusî, el-Hadîkatü’n-Nediyye]
Kul hakkı olmayan günâhlarda, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riâyet edilmemiş olur. Şartlarına uygun tevbe edilince, muhakkak affedilir. Kul hakkı olan günâhlarda ise, hem Allahü teâlânın emrine isyân vardır. Hem de, o kimsenin hakkı geçmiş olur. Tevbe edilirse, Allahü teâlâ yine günâhı, yani kendi hakkını affeder. Fakat kul hakkı için, maddî bir hak ise, sâhibine geri vermek, diğer haklar için ise, hak sâhibi ile helâlleşmek gerekir. Kul hakkının önemi böyle büyüktür.
Üzerinde kul hakkı olanın, buna tevbe için, kul hakkını hemen ödemesi, onunla helâlleşmesi, ona iyilik ve duâ etmesi de gerekir. Mâl sâhibi, hakkı olan ölmüş ise, ona duâ, istiğfar edip vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalıdır. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, o miktar parayı fakîrlere sadaka verip, sevâbını hak sâhibine bağışlamalıdır. (Sefer-i Âhıret)
Kul hakkını, Allahın hakkından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günâhların affı güç ve azapları daha şiddetlidir. Başkasının hakkını yiyen, onunla helâlleşmedikçe affa uğramaz. Yani üzerinde kul hakkı bulunanı, Allahü teâlâ affetmez ve bunlar Cehennemde cezâlarını çekerler. (Hadîka)
Kıyâmet günü, hak sâhibi, hakkından vazgeçmezse, bir dank [yarım gram gümüş] hak için, cemâat ile kılınmış, kabûl olmuş yediyüz namazı alınıp, hak sâhibine verilecektir. (ed-Dürrül-muhtâr)
Ama Allahü teâlâ isterse, kul haklarını da, affedebilir. Nitekim şehîd olan kimselerin kul borçlarını Allahü teâlâ öder. Bir hadîs-i şerîf meali şöyledir:
“Denizde şehîd olanların, bütün günâhları, hattâ kul hakları da affolur.” [İbn-i Mâce]
Peki karada ölen şehîdlerin veya sâlihlerin kul haklarını affetmez mi?  Elbette affedebilir. Allahü teâlâ, hak sâhibine, “Bu şehîdde, bu gâzîde, bu sâlih kimsede, ne kadar alacağın var” diye sorar. Alacak sâhibinin, o alacak kadar günâhını affeder, günâhı yoksa, o kadar sevâb verebilir. Ama bu dereceye yükselmek de zordur. Onun için kul hakkı ile ölmemeye gayret etmelidir!