İMZA

Rahim Er

Yemen, yaşamakta olduğu iç harbin yedinci yılında. Bu 7 yılda 233 bin insan hayatından olmuş. Hayatından olanların önemli bir kısmı da her yaştan siviller. Hind Ummanı’nın kıyısında güzel bir memleket olduğu için Romalılar, Yemen’e "Bahtiyar Arap Ülkesi" derlermiş. Bu memleket, 400 yıl boyunca Dar’ül Hilâfe; İstanbul tarafından idare edildi. I. Dünya Harbi bittiğindeyse terk etme mecburiyetinde kaldık. Yemen’de verdiğimiz şehid Mehmetçik sayımız 300 bin rakamıyla Çanakkale’den fazladır. Ayrıca kayıplar ve orada unutulanlar da vardır. Diğer yerler gibi Yemen’in elden çıkması da Lozan’da aleyhimize belgelenmiş fakat buna rağmen Lozan, Zafer kabul edilerek anlaşılmaz bir anlayışla yıllar yılı kutlanmıştır. Yemen’den bize kalansa firaklı bir türkü olmuştur.

Hicaz Bölgesi ve Yemen’in de içinde olduğu Fırat’tan Aden’e kadarki devâsa saha, Harb-ı Umumi’de maalesef İngilizlerin eline geçti. İngilizler, çıktıkları her yerde kendilerine muhtaçlığı devam ettirme adına ihtilaf, husumet ve çatışma bırakırlar. Bangladeş’ten Keşmir’e, Afganistan’dan Irak’a, Filistin ve Kıbrıs’tan Yemen’e vs. hep böyle oldu. Yemen, Ezân-ı Muhammedî’nin yaşandığı her diyarda olduğu gibi Osmanlı Türk İmparatorluğunun tahliyesinden sonra iç kargaşa ve kavgalara boğuldu. Kalın çizgilerle tarif etmek gerekirse Yemen, Soğuk Savaş döneminde Kuzey Yemen ve Güney Yemen diye ikiye ayrılmıştı. Sosyalist Cenubî Yemen ile Şimâlî Yemen’in ihtilafları bırakarak birleşmesiyle 1990 başlarında bugünkü "Yemen Cumhuriyeti" teşekkül etti.

Yemen Cumhuriyeti, 25 milyondur. Halkın büyük ekseriyeti Arap’tır. Nüfusun yüzde 65’i Sünnî, kalanı Şia’dır. İran, 1979’da devrimle beraber "İslâm Cumhuriyeti" etiketini yakasına taktığından bu yana Basra-İskenderun-Aden Körfezleri üçgeninde Şia kaldıracıyla Pers yahut Fars müstemlekeciliğini yerleştirmede büyük adımlar atmış bulunmaktadır. Bu devlet, ABD’nin işgali sonrasında Irak’ta çok ciddî bir nüfuz kazanmış bulunmaktadır. Yeri geldiğinde PKK’yı kullandığı, elebaşlarını koruduğu gibi bugün, "Haşdi Şâbi" adıyla Irak’ta 100 bin ve Suriye’de 100 bin silahlı, gözü kara militan bulundurmaktadır. "Hizbullah" namıyla Lübnan’da politik ve militan bir güç oluşturarak bu devleti vesayetine almıştır. Diğer kolu Yemen Cumhuriyeti’ndedir. Yemen’de "Husîler" asırlar boyu Zeydiler diye ılımlı ve Sünniliğe düşman olmayan bir geleneğe sahip iken, İran’ın iç çalışmalarıyla bu unsur, 1992’de bir İran gücüne dönüştürüldü. Bugün, Husiler eliyle Suudi Arabistan’a karşı vekâlet savaşları yapmakta ve Yemen’in başını derde sokmaya devam etmektedir.

Böylece Yemen Cumhuriyeti toprakları, şeklen İran ve Suudi Arabistan’ın esasta ise Şia ve Vehhabiliğin çatışma sahasına dönmüştür. Suudi Arabistan’ın yanında BAE-Birleşik Arap Emirlikleri de müttefik olarak bulunmaktadır. Bu ikili de buna rağmen kendi aralarında geçimsizliklere düşmektedirler. Diğer yandan SA ve BAE’de ikinci nesil müstakbel emîr ve krallar, Beyaz Saray yönlendirmesiyle İsrail’le sacayağı oluşturmuşlardır…

Yemen, yukarıda da yazdığımız gibi iç savaşta 233 bin kayıp vermiştir. Çok sayıda yaralı ve kayıplar da vardır. İktisadî hayat felçtir. Yer altı serveti zengin bu Yemen, böylesi bir zavallı vaziyette iken O’na ne Arap Birliği, ne İİT -İslâm İşbirliği Teşkilatı ve ne de BM- alâka göstermektedir.

Yemen’de hangi yabancı devlet kazanırsa kazansın güneyden çevrilmemiz adına netice olarak Türkiye’nin kaybıdır. Sosyolog ve tarihçi Muhammed ibn Haldun’u bir kez daha zikredeceğiz: "Coğrafya kaderdir." Kader, Türk milletinin Oğuzlar başta olmak üzere bazı boylarını İç Asya’dan alarak yaşadığımız bu iklime getirdi. Tarihte bu iklim için çizdiğimiz hudutlar, bölgenin silinemez gerçeğidir. Kırım’dan Kosova’ya, Karadağ’dan Yemen’e bu toprağın havasına, suyuna bigâne kalamayız. Hiçbir Türk Hükûmeti kayıtsız kalamaz. Gösterilecek yardım ve alâkaya "bize ne" diyecek politika esnafı Libya ve Karabağ ve hatta Suriye’de olduğu gibi Yemen’de de mahcup olur, 300 bin şehîdin kemikleri sızlar.

Eli mahkûm; Ankara, Yemen’i de fark edecektir.

Biz, romancımız merhum Mehmed Niyazi’nin kalemiyle boşuna "Yemen’ ah!.. Yemen" demedik(*)

Yemen, yazı-yaban olmuş.

Yemenli de nice İslâm diyarı mazlumu gibi tebessümü unutmuş.

…..

(*) Mehmed Niyazi, YEMEN AH YEMEN-Roman. Ötüken Neşriyat, 2004