Yücel Koç

Salı, Dünya İnsan Hakları Günü’ydü.
Lafa bakarsak gayet afili…
Neydi bugünün sebeb-i hikmeti?
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan BM’nin, 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul ettiği gün.
Peki nasıl bitmişti İkinci Dünya Savaşı?
ABD’nin, Japonya’ya iki atom bombası atıp 150 bin kişiyi öldürmesi neticesinde…
Bunlar ilk aşamada ölenlerdi, sayı sonra katbekat arttı.
***
Aradan 71 sene geçti de ne değişti?
Batı, ilan ettiği günü bu yıl şöyle kutladı;
Bosna-Hersek’te dünyanın gözleri önünde yaşanan soykırımı inkâr eden ve en az 8 bin 500 Müslümanı katleden Sırp savaş suçlularını öven Yahudi asıllı Avusturyalı yazar Peter Handke’ye NOBEL ödülü verdi.
Hem de tam gününde…
Madem yeri geldi, NOBEL’in doğuş hikâyesini de hatırlatalım…
Nedir Nobel?
İsim babası; 1866’da dinamiti keşfeden, o gün bugündür patlayıcılarla milyonların katliamına sebep olan İsveçli kimyager Alfred Nobel.
İsveç Kraliyet Akademisi, buluşundan 30 sene sonra ölen bilim adamına sahip çıkıp, ismine çeşitli alanlarda ödül vermeye başladı.
Bugüne kadar Peter Handke gibi öyle skandallara imza attılar ki, özellikle ‘Barış’ ödülü verdikleri isimler akıllara zarar.
Geçtiğimiz günlerde Fuat Uğur hepsini tafsilatlı yazdı.
Myanmar’da milyonlarca Müslümanı katledip işkenceden geçiren, evlerini yakıp göçe zorlayan Aung San Suu Kyi mi ararsınız, milyonların kanını akıtan ABD başkanlarını mı…
Hülasa…
Dinamitin kâşifi adına, atom bombaları ile düzen kuranların ilan ettiği İnsan Hakları Günü’nde verilen ödül de böyle oluyor.
***
Onlar soykırımcıları övenleri ödüllendirirken, aynı gün Türkiye’de gerçek bir insan hakkı mücadelesi örneği vardı.
Batı beslemesi terör örgütünün elindeki yavrularını kurtarmak için 100 gündür HDP önünde oturan analardan biri daha evladına kavuştu.
Sırada bu anne ve evladı gibi ‘en temel insan hakkı’nı bekleyen binlerce aile var.
Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni ağzına sakız edip, kendi din ve ırkı dışındakiler için bu bildirgenin hiçbir maddesine uymayan Batı’ya rağmen terörün kökünü kurutacak ve bu topraklarda herkes huzur, güven içinde yaşayacak inşallah.
Hem de içimizdeki Batı kuklalarına rağmen.
10 Aralık sabahı bazı örnekleri ekrandaydı.
Hayret ve şaşkınlıkla izledim.
Klişe laflarla İnsan Hakları Günü’nü de getirip cumhuriyete bağlayan, ‘İyi ki Batı’ya entegre olduk’ güzellemeleri yapan TV sunucularına bir uyarıda bulunayım;
Hayranı olduğunuz Batı’nın bugün bile devam eden sömürgeciliğini, vahşiliğini Selçukluda da, Osmanlıda da bulamazsınız.
Hele hele İslamiyetin ortaya koyduğu insan hakları hukukunu anlasanız, Batı hayranlığıyla sarf ettiğiniz bu cümleleri kurmaya utanırdınız.
Aynı gün Boşnak Müslümanları katledenleri öven Handke, Stockholm’de ödüllendirilirken, sizin Batı’yı değil de kendi tarihinizi karalamanız, zihni iğfal edilmiş mankurtlar olduğunuzu gösterir sadece.
Sizin gibi şuursuzlar olduğu müddetçe de daha çok Nobeller verilir katillere.
 
****************
 
Dış güçler Güngören’de!..
 
Kendisini görünce ayağa kalkmadı diye şoförü tuvalet önünde nöbetle cezalandıran Güngören Belediye Başkan Yardımcısı Veysel İpekçi, istifasının ardından kendini savunan bir video yayınlamış.
‘Kapitalizm’, ‘komünizm’ falan diyerek bir şeyler eveleyip gevelemiş.
Tam olarak ne dediği anlaşılmasa da, bu ‘dış güçler beni yedi’ şeklinde yorumlandı.
Yani, giderayak partiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a biraz daha zarar vereyim, diye düşünmüş herhâlde.
Bugün Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de, Ege’de, Irak’ta, Katar’da ve daha birçok coğrafyada dış güçlerle mücadele eden Recep Tayyip Erdoğan’a bu cümleden daha kirli, daha kurnazca bir tuzak kurulamazdı sanırım.