Yetenekli Kalemler

Tarih boyunca Türklerin kurdukları devletleri Avrupa’dan birçok seyyah ziyaret etmiş ve gözlemlemiştir. Şüphesiz Avrupalı seyyahların gezmek amacıyla sıklıkla tercih ettikleri devlet Osmanlı Devleti olmuştur. Avrupalı seyyahların nazarında -gözünde- Osmanlı ülkesi, keşfedilmeyi bekleyen birçok hazineyi barındırmaktaydı. Bu seyyahların büyük bir kısmı çeşitli görevler amacıyla Osmanlı devletine gelmiştir. Kimisi sefir olarak, kimisi seyyah olarak, kimisi de tüccar olarak Osmanlı ülkesini baştan sona karış karış gezmişlerdir. Gezerken de Türklerin yaşayış şekillerini, kültürlerini, örflerini, inançlarını detaylı bir şekilde öğrenerek çok değerli seyahatnameler meydana getirmişlerdir. Biz de, yazının bundan sonraki kısmında bu seyahatnamelerden Türkler ve onların yaşayış şekilleri, kültürleri, inançları hakkında bilgiler aktaracağız.

İngiliz yazar T. Thornton, Türkler hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: ‘’Türkler ağırbaşlı, düşünceli, vakur, nazik, heybetli bir millettir. Gürültü ve şamatadan nefret ederler. Sessizlikten çok hoşlanırlar. Erken yatıp namaz için gün doğmadan kalkarlar.’’
İstanbul’u ziyaret eden Doktor A. Brayer, sokakta oynayan Türk çocukları hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: ‘’Türk çocukları sokaklarda sükûnet içinde oynarlar, ağlamazlar, gürültü etmezler, bağırmazlar.’’
İngiliz kadın seyyah Lady Craven, kadınların Osmanlı’da nasıl saygı gördüklerini şu şekilde ifade etmiştir: “Türklerin, biz kadınlara muameleleri, bütün milletlere örnek olmalıdır. Sokaklarda kadın, en küçük saygısızlık görmez.’’
Fransız seyyah Ubicini, Türklerin zarafet ve nezaket konusunda nasıl üstün bir meziyete sahip olduklarını şu şekilde ifade etmiştir: ‘’Türkler, kâinatın en kibar milletidir. Muhteşem şekilde zarif ve nazik insanlardır.’’
Fransız kökenli Osmanlı subayı Comte de Bonneval (Humbaracı Ahmet Paşa), Türklerin yemin ve sadakate ne kadar önem verdiklerini şu şekilde ifade etmiştir: ‘’Türkler vaatlerine ve yeminlerine mutlak sadakat gösterirler.’’
           Adil Kaan Söylemez-Tarih Öğretmeni
 
 
 
ŞİİR
 
O ŞİMDİ ASKER
 
Vatanı beklemeye
Gitti o askere
Allah’ın izniyle
Bir gün alır tezkere
 
Giyindi elbiseyi
Yiğit bir nefer oldu
Soruyorsanız eğer
O şimdi asker oldu
 
Hizaya gel hazır ol
Başladılar talime
Seve seve giderler
Vatan için ölüme
 
Giyindi elbiseyi
Kuşandı silahını
Kesecek Mehmetçikler
Düşmanın iflahını
 
Nöbetçi amir sordu
Parolayı söyledi
Al bayrağı öperek
Yemin bile eyledi
 
Ara sıra gurbetten
Mektup yazdı sılaya
Sevdiklerini sordu
Selam ana babaya
 
Şehitlik makamına
Dikti gözünü dikti
Vatan için şehitlik
Onun için şerefti
 
Selam söyler Süleyman
Askerler hepinize
Kurban olayım kurban
Sizin her birinize…
 
Süleyman Usta-Espiye/Giresun
 
 
ESKİMEZ KELİMELER
 
ZAHİR: Arapça kökenli bu kelimenin dış, dışa ait, zuhur eden, ortaya çıkan, görünen gibi anlamları vardır. Aynı zamanda “ez-Zâhir” Allahü teâlânın güzel isimlerinden biridir. Allah bu isim gereği, hikmeti, kudreti, sıfatlarıyla görünür, zuhur eder. Zahir diğer bir anlamda görünen âleme yani içinde yaşadığımız dünyaya da denir. Bunun karşılığı Bâtın kelimesidir. Bu anlamda “Zahir, Batın’ın aynasıdır” diye bir atasözümüz vardır. Bunun anlamı dışı temiz, edepli, nazik ve kibar olan kişinin, içi de temiz ve güzel olur” İki yüzlü olanlara içi dışına uymayanlara da eskiden kibar bir üslûpla "zahiri bâtınına uymaz" denilirdi.
 
ATASÖZÜ
 
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin...