Ragıp Karadayı

Nuri öğretmen  birden ayağa kalktı, eline raflardan aldığı kocaman bir kitabın sayfalarını  çevirdi çevirdi...
 
Ali, öğretmeninin "Biraz rengin soluk" sorusuna şöyle cevap verdi:
 - Efendim, nasıl desem? Yolda düştüm ondan. Şimdi gayet iyiyim.
 - Geçmiş olsun Ali. Okuduğun, yazdığın şeylerden bir şey söylesene. Baksana, herkes seni bekliyor. Hem de  çok merakla. O hikâyenin sonunu dinlemek istiyorlar. 
 Ali, elinde olmadan bütün odadakilere bir daha baktı, sonra sınıf hocasına döndü.
 - Öğretmenim, bilmem ne oldum, bugün, keyfim yok.
 - Allah muhafaza neyin var?
 - Bir baş ağrısı, bir sersemlik, biraz hâlsizlik efendim…
 - Vah vah! Ali evladım, hastalık şakaya gelmez, kendini bir hekime göstermelisin.
 - Aman hocam, biz ufak tefek şeyler için hekime falan gitmeyiz! Hele baş ağrısına hiç. Böyle olur sonra da geçer efendim. İlk geldiğimde de olmuştu, geçti elhamdülillah. O zaman şiddetli yakalanmıştım, o kadar zayıflamıştım ki, boynum ip gibi olmuştu.
Hep tebessüm etse de keyifsiz bir şekilde dinliyordu Nuri Öğretmeni.
 - Cenab-ı Allah şifalar ihsan eylesin. Şunun için çağırdım Ali. Niçin yazmıyorsun? dedi oradakilere döndü.
 - Arkadaşlar haksız mıyım? Ali yazmalı diyorum. Siz de okudunuz yazdıklarını, ne dersiniz?
 - Evet, diyoruz, mutlaka yazmalı.
 - Ali huyuyla, çalışkanlığıyla örnek talebe.
 - Ondan çok şey bekliyoruz.
 - Daha güzel şeyler yazacak.
 - Yaz Ali, yaz!
 Bütün öğretmenler sözleri, jest ve mimikleriyle küçük Ali’yi teşvik ediyordu: “Mutlaka yazsın! Muvaffak olur. İyi bir kabiliyet!” diye sesler daha çoğalınca öğretmen yeniden Ali’ye döndü.
 - Bak öğretmen arkadaşlarım da istiyor! Bu tesadüf olamaz Ali.
 - Bilmiyorum ki; yazmak nasıl olur efendim?
 - İçinden geldiği gibi, işte bu baharla alakalı ödevi nasıl yazdıysan öyle yaz kâfi. "İlham gelmiyor" diyerek başını yana çevirme, mutlaka yaz derim. 
 - !!!
 Nuri öğretmen  birden ayağa kalktı, eline raflardan aldığı kocaman bir kitabın sayfalarını  çevirdi çevirdi...  sessizce "Hayal Dünyası, Masal Dünyası… Herkes bir yerden başlamış.” Ali'ye döndü. “İşte buldum!”  dedi, gözlerinin içine bakarak:
-Beni dinliyor musun Ali?
-Evet efendim.
-Bak Ali; yazar Hans Christion Andersan'a bak, bir ayakkabıcıydı, yazdı. Neyi yazdı? "Çirkin Ördek Yavrusu, Kırmızı Başlıklı Kızı” daha nicelerini. Yazar Walt Disney "Mickey Mouse”u… Ben, fareyle dostluğunu diyeyim, siz sıçanla deyin, neticede yazdı ya, sen ona bak.
-Ama efendim, onlar dünya çapında… Onlar nere, ben nere?
-Başlarlarken hiçtiler! Onu söylemek istiyorum.
-Efendim, nasıl desem? Cesaretim hiç yok, yazamam ki!
-Ya Grimm Kardeşler, onlar da “Dünya Masalları”nı yazdı, boş durmadı ama yazdı.  Ali, sende o cevheri görmeseydim böyle bir şey teklif etmezdim. 
Daha bir yaklaşarak elleriyle saçlarını okşadı. "Ve Sen yazmalısın evladım...”
DEVAMI YARIN