Ragıp Karadayı

"Muhterem öğretmenlerim, hepinizi hürmetle selâmlar, ellerinizden öperim..."
 
Birden, Nuri öğretmenin gözlerinin içinde gülümseme belirdi:
-Hadi başlayalım… Boş durmayalım. Senin gibi bir oğlum, bir kardeşim olmasını  çok isterdim. İyi ki bana talebe olmuşsun. Küçük talebem, canım  evladım, anlayarak çok okursan çok şey yazarsın. Mutlaka yazmalısın. İstikbalimizin hayal dünyasında, masal  dünyasında hikâye, roman âleminde sen de  olabilirsin. Benden söylemesi ve teşvik… Gerisi sana kalmış.
-Büyük cesaret veriyorsunuz hocam. İnşallah sizi mahcup etmem.
-İşte duymak istediğim cümle buydu Ali?
-Hürmetlerimi arz ederim efendim.
 O gün başka bir gün, gece ise bambaşka bir geceydi. Ali, duyduklarıyla bir hoş olmuştu. Hiç hayal edemeyeceği bir kapı aralanıyordu, yabancısı olduğu, bilemediği, tunçtan mı ne, öyle ağır ve de oldukça büyük bir kapı… Açmaya güç lazımdı. Derinden nefes aldı, gözlerini kapattı ve  elindeki kaleme, kâğıda sıkıca sarılarak. “Evet” kelimesini bütün kalbiyle mırıldandı; “Yazmalıyım…” dedi, kendine kuvvet verdi.
 “Kalem ve kâğıt” derken onların nasıl eşsiz bir dostluğa, arkadaşlığa sahip olduklarını söylemek istiyordu Ali. Bakışlarında sevgi ve memnuniyet pırıltılarını görmek mümkündü. Birinci adım için bu pek mühimdi ve kuvvetli bir ışığa açılan ilk kapıydı hiç şüphesiz.
-Hadi Ali mevsimlerle alakalı yazdığını oku da dinlesinler. Bak buradaki bütün öğretmenler senin için bekliyor.
-Peki öğretmenim.
               ***
 Muhterem öğretmenlerim, hepinizi hürmetle selâmlar, ellerinizden öperim. “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” diyen bir medeniyetin küçük yaştaki bir mensubu olarak yirmi dokuz kere ellerinizden öpmem lazımken öpememenin üzüntüsü içindeyim. Çok iyi biliyorum ki müsaade etmezsiniz.         
 Köylü olduğumdan konuşma ve yazma noksanlıklarım çoktur. Hata ve kusurlarım için bütün öğretmenlerimden şimdiden özür dilerim.
 Böyle buraya çağırıp sırtımı sıvazlamakla, yazımı dinleme lütfunda bulunmakla bana ne kadar kuvvet verdiğinizin farkındayım. İnşallah müdürümün, sınıf öğretmenimin, siz muhterem hocalarımın yardım ve desteklerine layık olurum.
 Birkaç gün önceydi, Nuri Öğretmenim; “İçinde bulunduğumuz mevsimi anlatan bir kompozisyon yazın.” Buyurmuşlardı. Ben de köyümü, şehirdeki yeni yaşadığım baharı anlattım, daha doğrusu hislerimi kaleme aldım, içimden geldiği gibi de yazdım. Öğretmenim, okuduktan sonra bana; “Ali, birilerinden destek aldın mı? Herhangi bir yerden kopya falan çektin mi?” gibi sualleri olmuştu. Ben de demiştim ki; “Hocam annem okuma yazmayı zar zor biliyor, babam da evde pek bulunmuyor, okul kitaplarımdan başka ne bir ansiklopedi, ne de bir hikâye kitabım var…” Bu anlattıklarıma inandı. Ben de çok memnun oldum, hocamın bana itimat edip güvenmesine. Okuyacağım; işte bu öğretmenimin size bahsettiği, içinde bulunduğumuz mevsimi konu edinen o yazı... DEVAMI YARIN