Yücel Koç

Bunca şey yaşamışız…
“FETÖ başta olmak üzere, tüm karanlık yapıların kökünü kurutacağız” demişiz.
Şu olanlara bakın;
Gezi’de tüm sanıklar beraat ediyor…
FETÖ’nün en bilindik isimleri teker teker tahliye oluyor, şirketlerini geri alıyor.
Ve kamuoyu şunu soruyor;
Yargıda neler oluyor?
****
Bu haklı soruyu, ben de yargıda olan bitene hâkim hukukçu bir dostuma sordum.
Gazetemizin günlerdir işlediği Ahmet Taçyıldız dosyasını hatırlattı bana.
‘FETÖ’nün para kasası’ olduğu konuşulan bu ismin, soruşturma dahi açılmadan nasıl aklandığı çözülürse ‘FETÖ borsası’ denen yapının büyük oranda çökeceğini anlattı.
Sonra, Taçyıldız’ın rüşvet verdiği İçişleri Bakanlığı müfettiş raporlarıyla tespit edilen eski istihbarat müdürü Özgür Taşdemir’in boğazdaki lüks bir otelde yaptığı düğünü işaret etti.
Meslekten ihraç edilen polis hakkında çıkarılan zorlama ‘takipsizlik’ kararını incelememizi istedi.
Elbette mevzulara biz onlar kadar hâkim değiliz.
Öyle isimler verdi ki, şoke oldum.
***
Hukukçu dostum, FETÖ ile iç içe daha çok sayıda iş adamı için ihbarların işleme bile alınmadığını, bunun altında da FETÖ borsasının rüşvet çarkı olduğunu aktardı.
Elbette çoğunu biz de duyuyoruz, çeşitli davalardan, soruşturmalardan biliyoruz.
Nitekim; rüşvet, görevi kötüye kullanma, nüfuz ticareti, göreve ilişkin sırrın açıklanması ve gizliliğin ihlali gibi suçlardan yargılanan savcılar oldu.
Mesela; İstanbul Adliyesini sarsan ‘FETÖ borsası’ soruşturması vardı.
Savcı, avukat, polis ve FETÖ soruşturması şüphelileri arasında geçen trafikte yapılan para pazarlıkları teknik ve fiziki takip ile ortaya çıktı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘FETÖ Borsası İddianamesi’ hazırladı.
İddianamede, çok ünlü bir iş adamı hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” kararı vererek dosyayı kapatan ve daha sonra HSK tarafından açığa alınan savcı İsmet Bozkurt ile savcı Lütfi Karabacak’ın, sorumluluklarında olmayan soruşturmalar hakkında sorgulamalar yaptıkları, edindikleri bilgileri paylaştıkları ve maddi menfaat temin ettikleri belirtildi.
***
İddianamede, sanık savcı Karabacak'ın 14 Aralık 2018'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun dosyasının şüphelileri olan Ahmet Kıntaş ve Murat Ayyıldız ile görüştüğü, bu görüşmede ise kendi bakmadığı soruşturma dosyalarıyla ilgili sorgulamalar yaptığı belirtildi. Karabacak'ın FETÖ şüphelileriyle WhatsApp yazışmalarının bulunduğu, aldığı bilgileri bu kişilere aktardığı, maddi menfaat temin etmeye çalıştığı öne sürüldü. Ayrıca Karabacak'ın İsviçre'de şirketi olan ve Türkiye'de yatırım yapmak için gelen bir kişinin FETÖ ile ilgili soruşturmasının durumunu yine görevli olmadığı hâlde ricayla UYAP sisteminden sorgulattığı, dosyanın işlemlerinin hızlandırılması için soruşturma savcısı ile şüpheliler arasında aracı olmaya çalıştığı aktarıldı.
***
İddianamede yazılmayan başka detaylar da var.
Herhangi bir kişinin Türkiye’nin neresinde ifadesi alınırsa alınsın, kaydedildiği bir sistem var Emniyet’te.
D-Veri sistemi diyorlar buna.
Murat Ayyıldız, Ahmet Kıntaş ve Fırat Taştemur’un ifadeleri ve soruşturmalarının D-Veri kayıt sisteminde olması gerekiyor, ancak bir el bunları yok etmiş.
FETÖ’nün para kasası büyük iş adamlarını FETÖ borsasına paslayarak aklayan kişi olduğu öne sürülen Ahmet Kıntaş’ın WhatsApp’ına, hakkındaki takipsizlik kararının onaylanmamış hâli gönderilmiş (!)
Daha neler neler…
Yargıda Birlik Grubu üyesi olmayan ve hâlen görev başındaki savcılar arasında FETÖ kumpası Selam Tevhit dosyasında çok sayıda imzası bulunan isim mi ararsınız…
FETÖ’cü Zekeriya Öz’den bir hafta önce Dubai’ye gidenleri mi…
ByLock’çu çıktığı hâlde, suçu oğlunun üzerine yıkıp kurtulanı mı…
Özlük dosyasında PKK’lı yazanı mı…
Ne ararsan var.
Yargı camiasında bunlar biliniyormuş ama karanlık bir el bunları koruyormuş.
***
Hukukçu dostuma “Bu isimler neden görev başında?” diye sordum, cevabı manidardı;
“Açıkları olan insanları kullanmak kolay oluyor. Emre itaat ediyorlar. Etmediklerinde ne olacağı belli…”
Diyeceğim o ki; koronavirüs falan gelip geçer de…
Biz bu meseleyi nasıl çözeceğiz?